Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Introtema / Kâtip Çelebi
None

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Introtema / Kâtip Çelebi
None

https://www.zdergisi.istanbul/makale/introtema-katip-celebi-470

Tarih, coğrafya, bibliyografi ve biyografi alanlarında verdiği eserlerle Osmanlı kültür hayatına damga vuran Kâtip Çelebi (1609-1657) 25’e yakın eser bırakmıştır.

Kâtip Çelebi eserlerinin tekrar tekrar üstünden geçer, yeni bulduğu kaynaklardan edindiği bilgiler doğrultusunda eklemeler yapar. Bu sebeple bitmiş olmasına karşın birçok eseri müsveddeye dönmüştür. İlim hırsı yüzünden bazı eserlerini bitirmeden bir yenisine başladığı ve bu yüzden birçok eserini yarım bıraktığı bilinmektedir.

Çalışmaları için önem arz eden kaynakların kopyalarıyla yetinmez, sonradan ne eklenmiş veya çıkarılmış görmek amacıyla müellif nüshasına ulaşmaya çalışır. Kendisinden önce kimin ne yazdığına, bu eserlerin şerh ve haşiyelerine vakıftır. Döneminin yazarlarından farklı olarak faydalandığı eser ve müellif isimlerini mutlaka zikreder. Onun Osmanlı döneminde Batı kaynaklarına başvuran ilk müellif olduğuna dair yaygın bir kanaat mevcuttur. Hayat hikayesini kendisi kaleme alan sayılı Osmanlı müellifi ndendir. Vefatından sonra eserlerinin müsveddelerini ve telifl erinin çoğunu İzzeti Mehmed Efendi satın almıştır.

Kâtip Çelebi kütüphaneleri, sahafl arı ve kitap dükkanlarını gezer, eser toplar. Bir akrabasının vefatıyla kendisine kalan mirasın bir bölümünü kitaplara harcamıştır. Biyografi sinden, orduyla çıktığı sefer sırasında Halep’te kitap dükkanlarını gezdiği, kitap peşinde koşturduğu anlaşılmaktadır.

İlginç bir rivayet Kâtip Çelebi’nin kütüphanesinin büyüklüğüne dair bir fi kir verebilir. Bir mecliste Şeyhülislam Yahya Efendi, Çelebi’ye kendisinde 100 ciltten fazla tarih kitabı bulunduğunun söylendiğini, bunun doğru olup olmadığını sorar. Çelebi de “Olması gerektir” diye cevap verir. Şeyhülislamın inanmadığını sezince, ertesi gün birbirinden farklı 1300 cilt tarih kitabını 10 katıra yükleyip Yahya Efendi’nin evine getirir ve “Fakirhanede gayr-i mücelled (ciltsiz) bundan ziyade mevcuddur” der. Bu o dönemde çok ciddi bir rakamdır.

Kâtip Çelebi’nin kafası bir nevi kütüphane kataloğu gibidir. Yoksa 15.000’e yakın kitap ve risale, 10.000 civarında müellif adı geçen, 300’ü aşkın ilim dalı hakkında bilgi verdiği bibliyografi k eseri Keşfü’z-zunûn’u nasıl yazabilirdi?