Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Introtema / Algoritmalarla Dolu Elbphilharmonie: Matematik, Geometri ve Müzik

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Introtema / Algoritmalarla Dolu Elbphilharmonie: Matematik, Geometri ve Müzik

https://www.zdergisi.istanbul/makale/introtema-algoritmalarla-dolu-elbphilharmonie-matematik-geometri-ve-muzik-438

Algoritmalarla dolu Elbphilharmonie: matematik, geometri ve müzik

Almanya’nın Hamburg şehrinde, 2017 yılında açılışı yapılan Elbphilharmonie ya da kısaca Elphi, şehrin sembolleri arasına hemen giriverecek bir konser salonu. Çağımızın en ilgi çekici yapılarından birisi olmaya aday görünen bu konser salonu, Elbe nehri üzerinde bir yarımadada yer alıyor. Akustik imkan bakımından en ileri konser salonu sayılan ve dünyanın en büyük konser mekanı olan Elphi, mimari açıdan karakteristik özellikler taşıyor. İsviçreli iki mimar tarafından tasarlanan ve Kaispeicher A adındaki depo üzerine inşa edilen salon, dalga görünümlü dış tasarımıyla ilgi çekiyor.

843 milyon dolara mal olan filarmoni binasının merkezinde, fildişi renginde, ışıltılar yayan duvarlarıyla ve tavanı kaplayan on bin adet akustik paneliyle bambaşka bir atmosferde müzik dinleme imkanı sunan bir oditoryum bulunuyor. Bu salon okyanusta salınan mercan resifleri gibi organik bir yapıyı andırıyor. Büyüleci bir tasarım olduğu kadar teknolojik bir başarı öyküsü...

Elbphilharmonie’de üç konser salonu bulunuyor. En büyüğü olan oditoryum algoritmalar kullanılarak üretilen ‘parametrik bir tasarım’. Kendine has şekilleri olan ve dev bir yapbozun parçaları gibi görünen fiber akustik paneller, mimarlar Herzog ve De Meuron’un 13 yıl zarfında ortaya çıkardıkları özgün tasarımlar...

Salonun asıl sürprizi, duvarlara saklanmış. Birbiri üzerinde yükselen, tasarımcılarının ‘hücre’ olarak isimlendirdiği fildişi renkli paneller, sese biçim vermek üzere tasarlanmış. Bunlar duvarlara ve tavanlara 4 cm’den 16 cm’ye kadar farklı ebatlarda ve içiçe olacak şekilde yerleştirilmiş. Algoritma ve matematik, sesi biçimlendirmek için biraraya gelmiş. Bu panellere çarpan ses dalgaları ya emiliyor ya da farklı yönlere yansıtılıyor. Bu sayede dinleyiciler eşsiz bir müzikal tecrübe yaşıyorlar. İki farklı panelin, sesi aynı şekilde emmesi veya yansıtması mümkün değil... Her panel, salonun bütünü içinde diğer panellerle uyumlu, dengelenmiş ses dalgaları yaratmaya yarıyor.

Bu teknik aslında birçok konser salonunda kullanılıyor. Mesela Viyana’daki Musikverein’da yüzyıllardır aynı yöntem tatbik ediliyor. Salon tasarımında yer alan süslü, neoklasik detaylar aynı yayılım etkisini yaratıyor.

Elbphilharmonie’nin iki mimarı on bin paneli tasarlarken ve optimal ses haritasını oluştururken ünlü akustikçi Yasuhisa Toyota’dan da destek almış. Mesela Toyota salonun geometrisini göz önünde bulundurarak bazı panellerin sesi emmek için daha derin ve daha büyük yivlere ihtiyaç duyduğunu belirlemiş. Tavan ve korkulukların üst kısımları gibi bölgelere ise daha ince ve derin olmayan hücreler yerleştirmiş. İki mimar ise bu akustik yorumları görsel açıdan tekrar ele almışlar.

Elbphilharmonie, çağdaş mimarinin koordinatörlüğünde matematiğin, geometrinin, akustiğin etkileyici ve ihtişamlı şekilde buluştuğu bir konser mekanı olarak icracılarını ve dinleyicilerini bekliyor.