Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Dengbêj Geleneği
Emîn Aslan

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Dengbêj Geleneği
Emîn Aslan

https://www.zdergisi.istanbul/makale/dengbej-gelenegi-348

Hani nasıl ağzı açık bakakalırsa insan bir ozana, Tanrılardan öğrenmiştir ozan büyüleyici ezgiler söylemeyi, Durmadan söylesin, hiç kesmesin ister ölümlüler, O da sofadaki dinleyicileri işte öyle büyüler.

—Homeros

Kültür bir toplumun bütün ögelerini barındırır ve bu toplum, mevcut kültür birikiminin enstrümanları sayesinde hafızasını kalıcı hâle getirip ‘kendisine has’ çeşitli anlatısal formlar oluşturur. Bunlardan biri olan müzik, toplumların kültür inşa süreçlerinin ve hafıza oluşumlarının temel unsurlarındandır. Kültürün alt hafıza katmanı olarak önemli bir konuma sahip olan müzik, birlikte çoğunlukla toplumların ‘hafıza-özne’ görevini de üstlenip bilinçli ya da bilinçsiz hafızayı kalıcılaştırmada önemli bir rol oynar. Kürt müziğinde önemli bir yeri olan dengbêjlik de tarihsel taşıyıcı hafıza konumunu üstlenmiş olup Kürtlerin geçmişinin gündelik, siyasi, tarihî ve sosyolojik ögelerini günümüze taşımıştır. Bu bağlamda Kürt kültürü, yazılı kaynaklardan ziyade sözlü kaynaklar aracılığıyla tarih sahnesinde varlığını devam ettirmiştir. Sözlü kültürün taşıyıcıları olarak dengbêjlerin bu noktada etkisi oldukça fazladır.

Dengbêjlik, sözlü geleneğin bir ürünü ve tezahürü olduğundan, dengbêjliği ya da buna yakın formları sözlü geleneğe sahip diğer birçok toplumda görebilmek mümkündür. Sözlü kültür aktarımında ekseriyetle görülen, duyulan ve deneyimlenen olaylar baz alındığından, Kürtlerde dengbêjlik örneğinde olduğu gibi başka toplumlarda da birçok emsal mevcuttur. Bunlara Antik Yunan’da homerides ve rhapsodoi, Ortaçağ’da Avrupa’da minstrel, İngiltere’de bard, Fransa’da troubadour, Almanya’da bänkelsänger, Hindistan’da guru ve harikatha, Tibet’te avci, Tunguzlarda gilyak, Türklerde ‘ozan’ ve ‘âşık,’ Araplarda hakavati ve kâs/kâssâs, Farslarda nakkâl, ‘kıssahan’ ve ‘şehname-han’ örnekleri verilebilir. Birbirinin benzeri olan bu örnek ve tanımlamalar, işlevsel bir yapı olarak birçok kültürde varlık gösterir.

Dengbêj, deng(ses) ve bêj(söylem) kelimelerinden türetilmiş olup ‘sese şekil veren’, ‘sesi söyleyen’ ve ‘sesi ileten’ anlamlarına gelen bir kelime olarak bilinmektedir. Bu izahat ile beraber, dengbêj, olay ve olguları aktaran/söyleyen kişi anlamını taşımaktadır.

Kültür ve tarih koruyuculuğu misyonunu üstlenen dengbêjler, Kürt toplumunun kolektif hafızasını sonraki nesillere ulaştıran bir aktarım mekanizması oluştururlar. Dengbêjler belirli müzikal kaideler çerçevesinde kafiyeli, epizodi oluşturmayacak şekilde, tek enstrümanlarının ses olduğu kilamlarında1 savaş, aşk, ağıt, kahramanlık ve etnik ilişkiler gibi toplumsal temaları, gündelik hayatta karşılaştıkları durumları, tarih boyunca toplumda yer edinmiş efsane, masal ve hikayeleri, toplumu derinden sarsan olayları ve toplum eleştirilerini konu edinmişlerdir. Bunların dışında bağlı oldukları aşiretler ve patronajın etkisi ile himayelerinde bulundukları mirleri (beyleri) övüp onların karşılarında duranları yeren kilamlar da üretmişlerdir. Bu yüzden her bir kilam aynı zamanda tarihî bir belge niteliği taşımaktadır. Dengbêjler bu temaları ve konuları çoğu zaman aynı şekilde aktarmaktan kaçınıp zihinlerinde farklı bir biçimde kurgulayarak kendi üsluplarıyla yeniden yorumlarlar. “Evde kullanılan dilden daha gelişmiştir dengbêj dili, kilamdan dolayı Kürtlerin doğaya, erkek, çocuk, kadın, doğal ve sosyal olaylar, kavgalar, hayat ve ölüme yaklaşımlarını görebiliriz.”

Dilin sosyalleşmesinde önemli bir rol üstlenen dengbêjler, Kürtçe sözlü edebiyatın en iyi temsilcileridir. Bir dengbêjin kilamları sözlü bir yapıda şiirsel ve öyküsel olma özelliği de gösterir. Okuması-yazması olmayan ve başka dil bilmeyen dengbêjler, halk dilinin en iyi, en doğru kullanıcıları olmuşlardır. Bu nedenle dengbêjlerin dili, yazı dili gibi değildir. Kilam olarak adlandırılan bu sözlü yapılar, akılda kalıcı olmayı kolaylaştıran düzenli söz tekrarları ve ölçüler ile oluşturulurlar. Dolayısıyla dengbêjin dili ve anlatısı özel bir yapı olarak hafızadan başka bir hafızaya geçmeye odaklıdır ve bu anlamda yazı dilinden ayrışır. “Yazılı edebiyat dili ile sözlü edebiyat dili birçok yönden ayrışırlar. Bu gerçeklik birçok yerde kendini gösterir.” Yazılı edebiyat için okuma, yazma, teori, gramer ve yazım kuralları gibi birçok bilgi gerekir, sözlü edebiyat için bunların hiçbiri gerekli değildir. Dengbêjler, bildiklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını aktarırlar. Çok şey bilmeye ihtiyaçları olmaz. Dengbêjlerin dili, halkın günlük dili olmasına rağmen, kilamlarda kullanılan zincirleme tamlamalar, uzun cümleler ve kendine has imgeler dilin gelişimini sağlamıştır. “Yazılı edebiyat formel norm ve gramatiğinden, gerçeklikten uzak yapay sözcüklerinden dolayı fazla otoriterdir ve sosyal anlamda üstünlerin dili olur.”

Dengbêj kilamları, konuları bakımından farklı kategorilere ayrılırlar. Bu kategorilerde en çok kullanılan formlar şunlardır: şer (kahramanlık hikayeleri), lawik/heyranok (aşk hikayeleri), lawij/şîn/zêmar (ağıt), payîzok (sonbahar mevsimi ve bu mevsimin insanlar üzerinde yarattığı halet-i ruhiyeyi ifade eden şarkılar), biharok (bahar mevsimini ve bu mevsimin oluşturduğu yeniden diriliş coşkusunu ifade eden şarkılar), dîlan/dîlok (düğün ve eğlencelerde söylenen şarkılar), narînk (düğünlerde gelin düğün alanına getirilirken gelinin etrafında söylenen şarkılar), serşo (düğünlerden önce damadın banyo ve tıraş seremonisi esnasında söylenen şarkılar), lorîk (ninni), şeşbendî (düğünlerde ve divanlarda karşılıklı atışma şeklinde söylenen şarkılar), bêrîte (düğün sonrasında ve kutlamalarda karşılıklı atışma şeklinde söylenen şarkılar), stranên kar (hasat yapma, süt sağma, un öğütme gibi işler sırasında söylenen şarkılar).

Dengbêjler bu formları çoğu zaman sadece çıplak sesle söylemelerine rağmen bazen de kilamlarını bir enstrüman eşliğinde söylemişlerdir. Turabdin2 bölgesinde rebap/kemençe gibi telli enstrümanlar kullanılırken Serhat bölgesinde bilûr (kaval), mey gibi üflemeli enstrümanlar tercih edilmiştir. Bu enstrümanlara ait kilamların, farklı tınılarla renklendirilip güçlendirilmiş olmalarının yanı sıra, dengbêjin uzun süren söylemlerinin arasında nefes alma aralıklarını oluşturmak için de kullanıldığı bilinmektedir. Çıplak sesle söyleyen dengbêjler bu nefes alma aralıklarını, kendilerini dinleyen kişilerin, nefes almak gerektiğinde “ahêhêeyy” gibi tınıları çıkararak araya girmeleriyle sağlarlar.

EFSANE DENGBÊJ EVDALÊ ZEYNİKÊ

Dengbêjlik kültüründe önemli bir yeri olan efsanevi dengbêj Evdalê Zeynikê, Yaşar Kemal tarafından Kürtlerin “Homeros”u olarak tanımlanmıştır. Yaşar Kemal, her ikisinin hayatlarının belli dönemlerinde kör olmalarının dışında, Homeros’un Akdeniz ve civar bölgelerini dolaşarak gördüklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını kendi formunda harmanlayarak sanatını icra etmesi ve dengbêjlikte yeni bir tarz oluşturarak etkisini uzun zamanlara yaymasını; Evdalê Zeynikê’nin de gezdiği yerlerde, özellikle Serhat3 bölgesinde, gördüklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını kendine has dengbêj formunda yoğurarak aktarması ve geniş kitlelerde etki bırakmasını göz önünde bulundurarak bu benzetmeyi yapmıştır. Ses kayıt teknolojilerinin Evdalê Zeynikê’nin yaşadığı coğrafyaya ulaşmaması bizi onun sesini ve kilamlarını dinleme imkanından mahrum bıraksa da, Evdal’ın güçlü hafızası ve muazzam betimleme yetisiyle oluşturduğu dengbêjlik formu, yetiştirdiği dengbêjler ve sesinin ulaştığı insanlarda yarattığı etkilerle günümüze kadar ulaştırılabilmiştir. Kayıtlarına ulaşabildiğimiz idol dengbêjlerden Şakiro, Kazo, Şeroyê Biro başta olmak üzere birçok dengbêj, Evdal’den büyük ölçüde etkilenmiştir. Evdal’ı bu kadar önemli kılan şüphesiz halkın gelenek, görenek ve hayat biçimini yansıtmayı başarmış saygın biri olmasının yanında kilamlarında aşk, ölüm, özlem, barış, siyaset ve toplumsal normları konu edinmesi ve buna bağlı olarak topluma onlardan biri olduğunu benimsetmesidir. Uzun süre Sürmeli Mehmed Paşa’nın dengbêjliğini yapmıştır. Sürmeli Mehmed Paşa ise gittiği yerlerde, katıldığı savaşlarda ve bulunduğu divanlarda tanık olduğu her olayın kilamlaştırılıp sonraki nesle aktarılmasını sağlamıştır. Evdalê Zeynikê’nin doğum tarihi tam olarak bilinmese de oğlunun ve onu tanıma şansı yakalayan kişilerin aktarımlarına göre ölüm tarihi 1913’tür.

KÜRTÇE YAYIN YAPAN RADYOLAR VE DENGBÊJ EVLERİ

Dengbêjlik kültürünün kalıcı olmasını ve daha geniş kitlelere ulaşmasını kolaylaştıran başka bir faktör de Kürtçe yayın yapan radyolardır. Bunların en önemlileri Bağdat (1936) ve Erîvan (1955) radyolarıdır. İletişim ağının düşük olduğu dönemlerde, daha çok lokalde bilinen dengbêjler seslerini bu radyolar sayesinde geniş alanlara duyurup kilamlarının kaydedilmesini ve sonraki nesillere ulaştırılmasını sağlayabilmişlerdir. Bu dengbêj kayıtları, günümüzde Kürt kültürü üzerine çalışmalar yapan birçok araştırmacı için paha biçilmez kaynaklardır. Bu yönleriyle söz konusu radyolar, dengbêjlik tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Modernleşme ile birlikte halk arasında etkisini kaybeden dengbêjlik kültürü, şu anda bu sanatı icra eden bireylerin kendi aralarında toplanma ve bu kültürü duymuş ancak tanışamamış kişilerle buluşma misyonuna sahip dengbêj evlerinin kurulmasıyla yeniden canlanmaktadır. 2002’de Van’daki “Mala Dengbêjan” örneği ile başlayan farkındalık yaratma girişimi Diyarbakır, Erzurum, Ağrı, Muş, Hakkari ve Cizre Dengbêj Evlerinin açılmasıyla sürmüştür.

NOTLAR

1 Kilam, Kürt müziğinin temel formlarından biridir. Bazı Kürt aydınları tarafından, Kürt müziğinin bütün formlarını karşılayan isim olarak kullanılır.
2 ‘Tur abdin’in kelime anlamı ‘kulların dağları’dır. Süryani Ortodokslar için önemli bir bölge olup dinî ve kültürel merkezleridir. Coğrafi açıdan Midyat ve Ömerli ilçelerini de içine alarak Mardin, Nusaybin, İdil, Dargeçit ve Hasankeyf arasında kalan dağlık bölgeyi temsil eder.
3 Serhat; Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır, Van, Muş, Bitlis ve Hakkari arasında kalan bölgeyi temsil eder.

 
 
 

KAYNAKÇA

Ali Ağcakulu. “Ortadoğu’da Kürtçe Radyo Yayınları: Erivan Radyosu Örneği (1955-1990).” Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü, 2012.
Şerefxan Cizîrî. Edebiyata Devki û Sosyalîzasyon. İstanbul: Aram Yayıncılık, 2011.
Serwet Denîz. “Dengbêjî.” W Dergisi 52 (2016): 40-41.
Yaşar Kaplan. Kaniya Stranan. İstanbul: Nûbihar Yayınları, 2015.
Abidin Parıltı. Dengbêjler Sözün Yazgısı. İstanbul: İthaki Yayınları, 2006.