Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

İran Müziğinde Redif
Yaser Atar

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

İran Müziğinde Redif
Yaser Atar

https://www.zdergisi.istanbul/makale/iran-muziginde-redif-346

İran klasik musikisinde, ‘ahenk’ ve ‘nağme’ oluşumuna ‘redif’ denir. Gûşe (alt bölüm) şeklinde okunan bu ahenkler, ‘destgah’ (makam) ya da ‘avaz’ın (birleşik makam) küçük bir parçasıdır. Redif; gûşelerin, destgah veya avazda belirli bir düzene göre ve birbiri ardınca sıralanmalarıyla oluşur. Başka bir ifadeyle redif, değişik öykülerde ve farklı destgah ve ses kalıplarında özenle sıralanmış İran müziği saz ve ses melodilerinin toplamıdır. Bir diğer görüşe göre ise redif, gûşelerin sıralanması, tekrarı ve prova metoduyla öğretilmesini mümkün kılan bir yöntemdir.

Nağmeler ve ahenkler (gûşeler), sanat gözetilerek ve ait olduğu kültürün zevkine uygunluğuna dikkat edilerek tayin edilmiş mesafeler, nağmelerin dalışımı, İran müziğine özgü ağırlıklar ve süslere göre düzenlenir ve bu şekilde redife ulaşılır. Fakat redif sadece gûşelerden oluşmaz, bu gûşelerin sıralanma keyfiyeti redifi meydana getirir. Genellikle her bir destgahta, en aşağıda olan gûşe, başlangıç addedilir ve derâmed adını alır; diğer gûşeler ardından gelir. Gûşeler, İran destgah musiki üstadlarının zevkine göre bir araya getirilmiş ve İran musiki makamlarına göre sıralanmıştır.

Her bir musiki üstadı, kendi zevki, düşüncesi ve duygularına göre gûşeler serisinden yeni bir redif icat eder. Yani her müzisyen redifini icra ederken bir mucittir. Redif, saz ile veya sesle icra edilir. Sazdaki redif, sesle icra olunandan daha geniştir.

İran klasik musikisinin, Timurlular döneminde makama dayalı yöntemden uzaklaşmaya başladığı düşünülmektedir. Makam, destgaha evrilmeden önce, İran klasik musikisi makamlarla öğretiliyordu. Redifler, destgahlar ve avazlar, İran musiki gûşelerinin daha kolay öğretilebilmesi için icat edildi. Söz konusu dönüşümden sonra musikinin gûşeleri, yedili destgahlara dâhil oldu ve makamların bazısı gûşelerin çerçevesinde mahfuz kaldı. Bunun öncesindeki usule göre talebenin, melodilerin hepsini tek tek ezberlemesi gerekiyordu. Bu değişiklik, Safeviler döneminde müzisyenlerin yeteneklerinde görülen gerileme sebebiyle gerçekleşti. O dönemde sabit bir gam veya makam üzerine yaratıcılık sergileyemeyen ve beste yapamayan müzisyenler, değişik makamların gûşelerini birleştirmişler ve bu sayede gûşelerin ayrı ayrı öğretilmesi ve ortak gamı olmayan bir destgahta sıralanmaları kaçınılmaz olmuştur. Türk musikisi, makamların genişlemesi yoluyla ilkelere yoğunlaşırken İran klasik musikisi kalıplara yönelmiş ve İran’da sese dayalı musiki, saz musikisinin önüne geçmiştir. Ayrıca musiki makamları ve ardından destgahlar, küçük parçalara bölündüler. Artık bu parçaların ayrı ayrı öğretilmesi mümkündü.

 

Makamın destgaha evrimi, Safeviler döneminin ortalarından Kaçarlar döneminin sonlarına kadar yavaş yavaş gerçekleşmiş olsa da redif kelimesi Kaçarlar döneminin sonlarına doğru kullanılmaya başladı. Bu sebeple erken kayıtlarda redif tabirine rastlanmamaktadır. Kaçarlar döneminde yazılan Buhûrü’l-Elhân adlı eserde, destgah musikisinden bahsedilmesine ve yedi destgah ve onlarla alakalı gûşelerin dikkatle ele alınmasına rağmen, redif kelimesi zikredilmemiştir.

Redif türünün ortaya çıkışı, Kaçar dönemi sanatkârlarından Ali Ekber Ferâhânî ile çocukları Mirza Abdullah ve Hüseyinkulî’ye atfedilmektedir. Tarihçiler, rediflerin oluşum sürecinde, İran kültüründe görülen değişimlerin izlenebildiğini dile getirmektedirler. Ayrıca redifin, kültürel bir unsur olarak, yapısı ve parçalarıyla geliştiği dönem olan 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyılın ilk yarısındaki İran kültürünü yansıttığı düşünülmektedir. İran kültürünün sınıf sistemi, bireycilik ve iltifat gibi önemli bazı özelliklerinin redife damgasını vurduğunu da söylemek mümkündür.

Redifi konu edinen pek çok çalışma neşredilmiş, bu çalışmalarda zaman zaman rediflerin eleştirildiği de olmuştur. Eleştirilerde çoğunlukla, redifin ortaya çıktığı dönemin klasik müzik zarafetinden yoksun olduğuna vurgu yapılmaktadır. Aksini savunanlar ise redifin oluşumunun, İran müziğinin gücünün ve canlılığının bir göstergesi olduğunu ileri sürmektedirler.

Redifin içeriği zamanla birtakım değişikliklere uğramışsa da müzikal açıdan değişiklik azdır. Gûşeler ise farklı şekillerde adlandırılmıştır. İran’ın farklı bölgelerinde oluşan redifler birbirinden farklıdır. Isfahan redifi, Şiraz redifi, Kazvin redifi, Tahran redifi olmak üzere dört ana redif usulü vardır. Bu durum, söz konusu ekollerin her birine has üstadların olduğunun göstergesidir. Zikredilen şehirlerin hepsinin bir süre İran’a başkentlik yaptığını zikretmekte fayda var.

Saz ile icra edilen redifler arasında Mirza Abdullah ile Hüseyinkulî’nin eserleri, sesle icra edilen redifler arasında Devamî ve Tahirzade’nin eserleri öne çıkmaktadır. Mirza Abdullah ve Hüseyinkulî’nin redifleri orijinal hâlleriyle kayda geçirilmemişse de öğrencilerinin redifleri kaydedilmiştir ve yazılı olarak elimizde mevcuttur. Redifi ilk defa Ali Nakî Vezirî notalara dökmüş, bu türü Saraydan çıkarıp halka ulaştıran ise Derviş Han olmuştur.

Mirza Abdullah redifinde, yedi destgahta ve beş avazda sıralanmış 250 gûşe vardır. Diğer rediflerde de bu düzen az çok aynıdır. Rediflerdeki fark, gûşelerin sayısı ve adlandırılmasından ileri gelir. Mirza Abdullah redifi gibi tar ve setar üzerine kurulmuş saz redifleri, avaz rediflerine göre daha geniştir. Zira saza özel gûşelere çehar mızrap ve renk dâhil olur.

İran musiki redifini, İran minyatür sanatına benzetirler. Uzaktan bakınca önemsiz gözükebilir ama yakından dikkatlice incelendiğinde değerli detaylar ortaya çıkar. Redif de ilk bakışta aynı gûşelerin kümesi gibi gözükebilir, ama uygulamada gûşelerden değişik anlamlar taşırlar. Mesela bazısı daha uzun boyuttadır, bazısı diğer destgaha geçişi sağlar. Gûşeleri ele alırken onların sadece melodik yapılarını değil, ait oldukları destgahları veya destgahtaki kullanımlarını da göz önünde bulundurmak gerekir.

İran klasik musikisinde redifi tanıyan ve onun zarafetini müdrik olan şahsa redif-dân veya redif-şinas denir. Genelde avazda redifler, her gûşenin yaygın olarak okunduğu şiirle beraber kaydedilmiştir. Geleneksel redif-dânların birçoğu kaydedilen rediflerin aynı tarzda ve aynı şiirlerle okunması gerektiğini düşünürler. Buna rağmen Muhammed Rıza Şeceryan gibi bazı redif-dânlar bu çerçeveye uymamalarıyla ünlenmişlerdir.

İran musiki kültüründe önemli yeri olan redifler, 2009 yılında UNESCO tarafından kültürel miras olarak tescil edilmiş ve koruma kapsamına alınmıştır.

 

SAZ VE AVAZ REDİFLERİ

Redif Adı

Anlatan

Etkileyen

Saz/Avaz

Mirza Abdullah redifi

Mehdikulî Hidayet

Nur Ali Burumend

Ali Ekber Ferâhânî

Gulamhüseyin Ferâhânî

Setar

Tar

Hüseyinkulî redifi

Ali Ekber Şehnazî

Ali Ekber Ferâhânî

Gulamhüseyin Ferâhânî

Tar

Derviş Han redifi

Kayda alınmıştır.

Mirza Abdullah

Hüseyinkulî

Setar

Tar

Ali Ekber Şehnazî redifi

Kayda alınmıştır.

Hüseyinkulî

Tar

Ali Nakî Vezirî redifi

Yazılı olarak mevcuttur.

Hüseyinkulî

Derviş Han

Tar

Murtaza Ney-Davudî redifi

Kayda alınmıştır.

Hüseyinkulî

Derviş Han

Tar

Musa Han Marufî redifi

Kayda alınmıştır.

Derviş Han

Tar

Ebu’l-Hasan Saba redifi

Kayda alınmıştır.

Mirza Abdullah

Derviş Han

Ali Nakî Vezirî

Keman

Santur

Tar

Setar

Abdullah Devamî redifi

Kayda alınmıştır.

Ali Han Nayibüssaltana 

Avaz

Ali Tecvidî redifi

Kayda alınmıştır.

Ebu’l-Hasan Saba

Keman

Feramerz Peyvar redifi

Kayda alınmıştır.

Ebu’l-Hasan Saba

Abdullah Devamî

Santur

Mahmud Kerimî redifi

Kayda alınmıştır.

Abdullah Devamî

Mirza Abdullah

Muhammed İranî Mücerred vasıtasıyla

Avaz

Nur Ali Burumend redifi

Kayda alınmıştır.

Mirza Abdullah

İsmail Kahramanî vasıtasıyla

Setar

Tar

Said Hürmüzî redifi

Kayda alınmıştır.

Ali Ekber Şehnazî

Setar

Tar